Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Tasavvuf Nedir?  (Okunma Sayısı 265 defa)
Önder
*****
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 81
Referanslar:: 2
Nerden: İstanbul
Rep Puanı 3
Ehl-i Sünnet Vel Cemaat

E-Posta
Çevrimdışı

E-Posta
« : 30 Ağustos 2010, 23:09:45 »

Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir.

Tasavvuf hâl isi oldugu için, yasayan bilir, tarif ile anlasilmaz.

Tasavvuf ilmi, kalb ile yapilmasi ve sakinilmasi gereken seyleri ve kalbin,
ruhun temizlenmesi yollarini ögretir. Buna (Ahlak ilmi) de denir.

Tasavvuf ehli, kendi derecesine göre, tasavvufu tarif etmistir. Birkaçi söyle:

Tasavvuf, dinin emirlerine uyup, yasaklarindan kaçarak kalbi kötü huylardan temizleyip,
iyi huylarla doldurmak demektir.

Tasavvuf, sünnet-i seniyyeye yapismak ve bid’atlerden kaçmaktir.

Tasavvuf, nefsin iman ve itaat etmesi, bütün ibadetlerin ve bütün hayirli islerin hakiki ve
kusursuz olmasidir. Allahü teâlânin lütuf ve ihsani ile daha yükseklere çikanlar da olur.

Tasavvuf, fâni olan her seyden yüz çevirip, baki olana baglanmaktir.

Tasavvuf, Islam ahlaki ile süslenmektir.

Tasavvuf, ölmeden önce ölmektir.

Tasavvuf, bastan basa edeptir, tamamen edepten ibarettir.

Tasavvuf, kadere rizadir.

Tasavvuf, Hak teâlâya inkiyaddir, kayitsiz sartsiz teslimiyettir.

Tasavvuf, emeli birakip amele devam etmektir.

Tasavvuf, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmaktir.

Tasavvuf, namaz, oruç ve geceleri ibadet etmek demek degildir.
Bunlari yapmak her insanin kulluk vazifesidir. Tasavvuf, insanlari incitmemektir.
Bunu yapan, vasil olmus, yani maksada kavusmustur.

Tasavvuf, insani, ibadetlerde gereken ihlasa ve insanlara karsi gereken
güzel ahlaka kavusturan yoldur. Insana bu yolu mürsid-i kâmil ögretir.

Tasavvuf, her sözünde, her isinde, dine yapismaktir.

Tasavvuf, izdirap çekmektir. Sükun ve rahatlikta, tasavvuf olmaz.
Yani, asikin masuku aramaya çalismasi, masuktan baskasi ile rahat etmemesi gerekir.

Tasavvuf, Resulullahin mübarek kalbinden çikip, evliyanin kalblerine gelen bilgilerdir.

Tasavvuf, kendi nefsinin ayiplarini, kusurlarini anlamaktir ve dine uymakta kolaylik ve
lezzet hasil olmaktir ve gizli olan sirkten, küfürden kurtulmaktir.

Tasavvuf, herkese merhametli olmak ve ruhsat olan ameli terk etmektir.

Tasavvuf, Allahü teâlâyi, görür gibi ibadet etmektir. Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâyi görür gibi ibadet et! Sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor.) [Buhari]

(Bir kimse, iki salih komsusundan nasil utaniyorsa, gece gündüz, kendisi ile beraber olan
iki melekten de öyle utanmalidir!) [Beyheki]

Allahü teâlânin gördügüne inanan, Onun begenmedigi bir seyi yapabilir mi?
Yanindaki iki melegin, günah ve sevaplari tespit etmekle görevli oldugunu yakînen bilen kimse,
kötü isler yapabilir mi?

Tasavvufun yediyüzden fazla tarifi yapilmistir. Hepsinin özü ehemmi, mühimme tercihtir.
Yani çok önemli isi, önemli isten önce yapmaktir.

Aglayan bir kimse görsek, hangi üzücü seyin bu kimseyi aglattigini bilemeyiz.
Eger ayagina diken battigi için agliyorsa, diken bize batmadigi için, ona verdigi izdirabi
anlayamayiz. Bir delinin, ne için güldügünü bilemeyiz. (Sunun için gülüyorum) dese bile,
o hadise deliye tesir ettigi gibi bize tesir etmez. Asigin hâli bir baskadir.
Tasavvuf da böyle bir hâl isi oldugu için biz bilemeyiz.
Kayıtlı

Bir Elif Miktarı Gülümsüyorum.

Konuşmuyorum, sadece terennüm ediyorum
Önder
*****
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 81
Referanslar:: 2
Nerden: İstanbul
Rep Puanı 3
Ehl-i Sünnet Vel Cemaat

E-Posta
Çevrimdışı

E-Posta
« Yanıtla #1 : 31 Ağustos 2010, 12:01:32 »

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
İslam dininin bir sureti, bir de hakikati, özü vardır. Sureti, önce iman etmek, sonra, Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymaktır. İslam dininin suretine kavuşanların nefsi emmareleri inkârda ve isyan etmektedir. Bunların imanı, imanın suretidir. Kıldıkları namaz, namazın suretidir. Oruç ve başka ibadetleri de böyledir. Çünkü, nefs-i emmare, insan varlığının temelidir. Herkes (Ben) deyince, nefsini göstermektedir. İşte, bunların nefsleri iman etmemiş, inanmamıştır. Böyle kimselerin imanları ve ibadetleri hakiki, doğru olabilir mi? Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, yalnız surete kavuşmayı kabul buyurmuştur. Bunları, razı olduğu Cennetine sokacağını müjdelemiştir. Yalnız kalbin inanmasını kabul buyurması, nefsin inanmasını da şart koşmaması, Onun büyük ihsanıdır.

Evet, Cennet nimetlerinin de, hem suretleri, hem hakikatleri vardır. İslam dininin suretine kavuşanlar, Cennetin suretinden pay alacaklardır. Dünyada, İslam dininin hakikatine kavuşanlar, Cennetin hakikatine kavuşacaklardır. Surete kavuşmuş olanlarla hakikate kavuşmuş olanlar, Cennetin aynı bir meyvesini yiyecek. Fakat, herbiri başka tat alacaktır. Resulullah efendimizin mübarek zevceleri Cennette, Resulullahın yanında olacak, fakat duydukları lezzet başka olacaktır. Eğer, başka olmasaydı, bu mübarek zevcelerin, bütün insanlardan [peygamberlerden] daha üstün olmaları lazım gelirdi. Her üstün olan kimsenin zevcesinin de, bunun gibi üstün olması gerekirdi. Çünkü zevceler, Cennette zevclerinin yanında olacaktır. İslam dininin suretine kavuşanlar, buna uydukları zaman, ahirette kurtulabileceklerdir. Buna uyanlar, umumi evliyalığa, yani Allahü teâlânın rızasına, sevgisine ermiş demektir. Bununla şereflenen, tasavvuf yoluna girebilecek, (Vilayet-i hassa) denilen özel evliyalığa kavuşabilecek kimse demektir. Bunlar, nefs-i emmarelerini itminana ulaştırabilirler. Şunu iyi bilmelidir ki, bu vilayette, yani İslam dininin hakikatinde ilerleyebilmek için, İslam dininin suretini elden bırakmamak lazımdır.

Tasavvuf yolunda ilerlemek, Allahü teâlânın ismini çok zikretmekle olur. Bu zikir de, İslam dininin emrettiği bir ibadettir. Zikretmek, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde övülmüş ve emredilmiştir. Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, İslam dininin yasakladığı şeylerden sakınmak şarttır. Farzları yapmak, insanı bu yolda ilerletir. Tasavvuf yolunu bilen ve yolculara önderlik edebilen bir Rehber [Mürşid] aramak da, İslam dininin emrettiği bir şeydir. Maide suresinin 35. âyetinde, (Ona kavuşmak için vesile arayınız) buyuruldu. (Vesile, insan-ı kâmil demektir). Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, İslam dininin sureti de, hakikati de lazımdır. Çünkü, evliyalık üstünlüklerinin hepsi, İslam dininin suretine uymakla ele geçer. Peygamberlik üstünlükleri de, İslam dininin hakikatinin meyveleridir. Her üstünlükte Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymak lazımdır.

Evliyalığa kavuşturan yol tasavvuftur. Tasavvuf yolunda ilerleyebilmek için, Allah’tan başka her şeyin sevgisini kalbden çıkarmak lazımdır. Allahü teâlânın ihsanı ile, kalb hiçbir şeyi görmez olursa, (Fena) denilen şey hasıl olur. (Seyr-i ilallah) tamam olur. Bundan sonra, (Seyr-i fillah) denilen yolculuk başlar. Böylece, (Beka) denilen şey hasıl olur ki, aranılan da budur. İslam dininin hakikati buradadır. Buna kavuşan zata (Veli) denir ki, Allahü teâlânın razı olduğu, sevdiği kimse demektir. Burada (Nefs-i emmare) mutmainne olur. Nefs, küfürden kurtulup, Allahü teâlânın kaza ve kaderinden razı olur. Allahü teâlâ da, ondan razı olur. Kendini anlar. Büyüklük, kendini beğenmek hastalığından kurtulur.
(2/50)
Kayıtlı

Bir Elif Miktarı Gülümsüyorum.

Konuşmuyorum, sadece terennüm ediyorum
Önder
*****
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 81
Referanslar:: 2
Nerden: İstanbul
Rep Puanı 3
Ehl-i Sünnet Vel Cemaat

E-Posta
Çevrimdışı

E-Posta
« Yanıtla #2 : 31 Ağustos 2010, 12:03:33 »


Sizde tasavvuf hakkındaki yazıları burada paylaşabilirsiniz.
Kayıtlı

Bir Elif Miktarı Gülümsüyorum.

Konuşmuyorum, sadece terennüm ediyorum
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
 
Gitmek istediğiniz yer: